
Çin efsanelerinde, yedi farklı hayvanın özelliklerini kendinde
toplamış olan ejderha, gücün, kuvvetin, şansın ve mutluluğun
simgesi.
İmparatorun gücünü de simgeliyor.
İmparatorun, ejderhanın oğlu olduğuna inanılıyor.
Yeşim taşından yapılmış ejderhanın oğlu motifli bileziklerin
insanı kötülüklerden koruduğuna inanılıyor.
Onbeşinci yüzyılda inşa edilmiş olan Yasak Kent'i,
imparatorun sarayını gezerken, eşim hemen bir tane bu bileziklerden
alıp koluna takıyor.
Çinliler, tarih ile ticareti, kültür ile alış verişi bütünleştirmeyi
çok iyi becermişler.
Her kültürel ve tarihsel alanda müthiş bir ticaret var.
Yine imparatorun simgesi olan
aslan heykelleriyle,
ejderha
motifleri ve heykelleri her yerde.(
Aslan ve Ejderha her yerde.
Meydanlarda, saraylarda, çatılarda.)
Çin aslında dev bir ejderha.
Nüfusu Türkiye'nin nüfusunun yaklaşık yirmi katı; 1,3 milyar tahmin
ediliyor.
Yüzölçümü Türkiye'ninkinin oniki katından fazla; 9 küsur milyon
kilometrekare.
Yani Anadolu Kaplanlarının ülkesinden yaklaşık oniki kat
daha büyük ve yaklaşık yirmi kat daha kalabalık bir ejderha
ülkeden söz ediyoruz.
3 Dolara Marka Saat Nasıl Satılır?
Köylülük ile kentliliğin, tarım kültürü ile endüstri kültürünün
birlikte, aynı anda yaşadığı ülke olarak Türkiye'nin en iyi örnek
olduğunu sanırdım.
Çin'i görünce yanıldığımı anladım.
Çin, Türkiye'den daha hızlı bir dönüşüm süreci yaşıyor.
Üstelik bir ejderhanın büyüklüğü ve gücü, ona inanılmaz
sentezler yapma olanağı sunmuş.
Son derece ucuz insan gücü ve ithal teknolojiyi taklit edebilme
yeteneği birleşince, en ünlü saat markalarının birebir taklitlerini 3
Amerikan Doları taban fiyatına satın almanız olanaklı.
Tabii size 3 dolarlık saatin 30 dolarlık açış fiyatı ile sunulduğuna
dikkat etmeniz gerek.
İlerde ayrıntılı olarak anlatacağım gibi, geleneksel Çin ticaret
davranışı "pazarlık" üzerine kurulu.
Pazarlığı büyük bir keyifle ve adeta bir seremoni
gibi uyguluyorlar; sizin de bu seremoniye uymanızı bekliyorlar.
Zaten uymazsanız, yediğiniz kazık büyük oluyor.
Ama yine de özellikle saat ve hediyelik eşyada fiyatlar o kadar ucuz
ki, alabileceğiniz fiyatın on katı kazık da yeseniz, zararınız
yirmi-otuz doları geçmiyor, çünkü zaten aldığınız mala ödediğiniz fiyat
o kadar.
Pazarlık seremonisini ilerde anlatacağım ama, burada
vurgulamak istediğim nokta, bir İsviçre saatini bire bir üretebilecek
aşamaya ulaşmış bir endüstriyel gücün, taklit aşamasında
kalması ve onu inanılmaz bir pazarlık süreci ile tam bir geleneksel
köylü davranışı çerçevesinde satışa sunması.
İşte köylülükten kentliliğe, tarımdan endüstriye dönüşümün çok hızlı
olması ve çok büyük bir nüfusu kapsaması böyle ilginç sentezler
yaratmış.
Çinliler dünyayı çok iyi izliyor.
Küresel marka bağımlığını çok iyi teşhis etmişler.
Küresel marka bağımlılığı ile Çin Ejderhası birleşince size
30 dolara satılmaya çalışılan 3 dolarlık taklit İsviçre saatleri ortaya
çıkmış.
Rachel, Alfred, Yücel, Heidi İsimli Çinliler
Çin Havayolları ve Türk Havayollarının ortak uçuşuyla geceyarısı
İstanbul'dan kalkıp ertesi gün öğleyin Pekin'e iniyoruz.
Çinliler Pekin'e Beijing diyorlar; belki bizim de
öyle dememiz gerek ama ben bu yazıda geleneksel tutumumuzu sürdürüp Pekin
diyeceğim.
Pekin, İstanbul'dan beş saat ilerde.
Uçuş süresi yaklaşık dokuz saat, beş saat daha ekleyin buna, saat 14
gibi Pekin'deyiz.
Havaalanında bizi Kültür Bakanlığı Dış Kültürel İlişkiler Bürosu'na
bağlı, Uluslararası Kültürel Değişim Merkezi'nden Rachel
Zhengxia karşılıyor.
Rachel, 26 yaşında, İngiliz Dili mezunu, Pekin'de tek
başına oturan, ama hasta olan emekli anne-babasını da yaşadıkları
kentten yanına getirtmiş ve onların da sorumluğunu üstlenmiş aydınlık,
hanımefendi, sakin ama çok becerikli bir genç.
İsmindeki Rachel bizi şaşırtıyor.
"
Bu benim Avrupalı ismim" diyor. (
Çin seddinde
Rachel ve Bilgi. Kilometrelerce uzanan bir savunma duvarı.)
Sonradan, pek çok Çinli'in özellikle de yabancılarla sürekli temas
etmeyi gerektiren işler yapanların, kendilerine birer Avrupalı isim
seçtiğini öğreniyoruz.
Bu arada kendisine Türk ismi seçenler olduğunu da hemen
belirtmeliyim.
Bu isimlerin bir yararı da elektronik posta adreslerinde kolaylık
sağlaması.
Örneğin Şanghay'daki mahalli rehberimiz kendisine Heidi
ismini seçmiş.
Sian'daki (Xian yazılıyor) Turizm Geliştirme
Bürosu'nun İş Hayatını Destekleme Bölümü Başkanı Zhang Qiang, Alfred
adını almış.
Pekin'de Kültür Bakanlığı'nın Dış İlişkiler Bürosu'nun
Türkiye'yi de kapsayan Batı Asya ve Kuzey Afrika Bölümü Müdür
Yardımcısı Yu Jian ise kendine Yücel isimi yakıştırmış,
bunu elektronik posta adresinde de jianyucel olarak kullanıyor.
Çinliler değişen ülke ve dünya koşullarına uyum sağlamakta çok hızlı
ve başarılılar.
Bu nedenle, köylü-tarım nüfusundan, kenti-endüstriyel bir topluma
dönüşmeleri, muazzam nüfuslarına ve büyük yüzölçümlerine karşın, çok
zaman almayacak.
Devam edecek.....
Prof.Emre KONGAR