Dubai
Yemen’den sonra Dubai’ye varmak iki ülke arasındaki farkların ne kadar fazla olduğunu hemen hissettiriyor.Bir ülke ki her tarafı temizlik isteyen tarzda sokaklarına kadar pislik içinde…İlkellik diz boyu…İnsanların yaşam standartları oldukça düşük…Öyle bir ülkeden sonra Dubai’nin caddelerinde dolaşırken burasının ne kadar zengin bir ülke olduğu her halinden belli oluyor.
Caddeler sekiz şerit geliş ve sekiz şerit gidiş olarak düzenlenmiş.Çok geniş ve rahatlar.Buna rağmen trafiğin çok az olduğunu söylemek kolay değil.Her tarafta çok lüks arabalar dikkati çekiyor.Eski araba bulmak neredeyse mümkün değil.Gökdelenler oldukça fazla.Bir işaretine benzer bir binanın yanından geçerken uyarılıyor ve dikkatli, bakmamız gerektiğini öğreniyoruz.İnsanlar burada sıra dışı bir yaşam sürüyorlar.Refah düzeyi gerçekten çok yüksek.Burada fakir bir insanın yaşaması bir o kadar da zor.Çünkü hayatın bu ülkede hiç ucuz olmadığını öğreniyoruz.Dükkan kiraları, alış veriş mağazalarında satılan mallar, yemek yeme ve restaurant gibi yerlerde rezervasyon yaptırmadığınız için ter bulmanız ve bir şeyler içerek serinleyebilme imkanı bile bulamıyorsunuz.
Dubai’ye indikten sonra asıl kalacağımız otele yerleşir yerleşmez hemen yemek yemeye gidiyoruz.Burada Ankara lokantası denilen bir yer var.Orada Yemen’de özlediğimiz Türk yemeklerini bulur bulmaz bir haftadır ağız ve damak tadıyla ilk kez bir yemek yiyebilme imkanı buluyoruz.Yemen yöresel bazı yemeklerinin dışında genel olarak yemek yapma kültürü bizlere pek benzemeyen bir ülke…
Zenginliğin ve ihtişamın ülkesi…
Akşam saatlerine doğru şehir gezimize devam ediyoruz.İlk olarak sahilden ilerleyerek lüks villaların kenarından geçip alış veriş merkezine varıyoruz.Alış veriş merkezi çok büyük…İçinde kapalı bir alanda kayak yapılan bir alan inşa edilmiş.Burası çok geniş bir alana kurulmuş.Her tarafta karlar var.Ayaklarınıza geçirdiğiniz kayaklarınızla önce telefirik benzeri bir aletle yukarıya doğru çekiliyor ve sonra yukarıdan aşağıya doğru kayak yaparak iniyorsunuz.Çocuklar kar elbiselerini giymişler bir birlerine kar topu atıyorlar.Bu alanın dışında gündüz hava ciddi olarak ısınıyor ve adeta çöl sıcaklığına varan bir seviyeye kadar yükseliyor.Dışarıda hava öyleyken içeride ise karlarla kaplı bir yapay alan meydana getirilmiş.İnsan zenginliğin nelere kadir olduğunu anlıyor.
Villaların arasında akan sular…
Villalar aralarında ufak yapay dere yada ufak nehire benzer alanlar var.Suyun az olduğu çöl havasının hakim olduğu yerde aslında susuzluk denilen bir şeyin olmadığı belli.İnsanlar su fıskiyeleri, suyla ilgili bir takım eğlencelerin yapılacağı alanlar oluşturmuşlar.Havuzlar ve bunların etrafını çevirmiş alanlarda insanlar akşam karanlığında mum ışığı altında ciddi derin bir dinlenme yaşamaya çalışıyorlar gibi…Hafif müziklerin çalındığı bu ortamlar nostalji ile modernliğin karışımını insana sunulduğu mekanlar…
Yelken Otel
Yelken otel neredeyse Dubai’nin bir simgesi haline gelmiş.Bir çok hediyelik eşya üzerinde resmin, maketini, fotoğrafını görmek mümkün.Bir bakıma yelken otel Dubai’nin dıştaki en önemli gösterişi halinde bulunuyor.Bunda haksız da sayılmaz.Zira dünya üzerinde en lüks otel ünvanını elinde bulunduruyor.Bu otelin önünde fotoğraflar çektirdik.Burası jet sosyetenin bir mekanı.İnsanlar bu otel çok lüks arabalarla girip çıkıyorlar.Tabi ki bizim için çok lüks kaçacak olan bu otele girmek için teşebbüste bile bulunmuyoruz.Buraya zaten her insan elini kolunu sallayarak giremiyor.Yemek yemek için yada otelde kalmak için girebiliyorsunuz.Öyle bir ben dolaşacaktım falan diyerek girmek mümkün değil.Doğrusu da aslında bu.
Burada arkadaşlar arasında oda fiyatlarının dört yüz dolardan başlamak kaydıyla on beş yirmi bin dolarlara kadar gittiği konuşuluyor.Tabi birinci derecede ilgili insanlardan öğrendiğimiz fiyatlar değil bunlar.Sadece kulaktan duyma bilgiler.Doğruluğu hususunda şüphelerim var.Kısacası burası bize göre bir yer değil.Burada kalmak öyle şimdilerde bizim başarabileceğimiz bir şey hiç değil…İlerleyen zamanlarda kim bilir belki….
Recai Yazicioglu
0 yorum yazılmıştır