Demenza - Delilik gecici, pısmanlık kalıcıdır

17/3/2009

Gizli Dunya Imparatorlugu

Jim Marrs 'Gizli Dünya İmparatorluğu'nda, komplo teorisi denilen ve şu ana kadar bilinen tüm saçmalıkları bir araya getiriyor

'Komplo teorisi' sıkça ve değişik anlamlar yükleyerek kullandığımız kavramların başında geliyor. Farklı birçok şeyi 'komplo teorisi' adı altında toplamayı milletçe seviyoruz. Ama söz konusu basitleştirme merakı aynı zamanda birçok hatanın da nedenidir. Bu yüzden Pokemon'un Japonca 'Ben Yahudiyim' demek olduğunu ileri sürenlerle ABD'nin Ortadoğu'daki planlarına dikkat çekenleri aynı kefeye koyuyoruz. Komplo ile dünyanın ancak komplolarla anlaşılabileceğini söyleyen anlayış iki farklı şeydir. Yakın tarihi ve bugünü ABD kökenli komplolarla uğraşmaktan ibaret olan bir ülkede elmalarla armutları birbirinden ayırmak gerekiyor.
Jim Marrs'ın Truva Yayınları'ndan çıkan Gizli Dünya İmparatorluğu isimli kitabı söz konusu karışıklığı giderecek gibi görünüyor. Yazar çalışmasında 'komplo teorisi' denilen ve şu ana kadar bilinen bütün saçmalıkları daha da saçma bir plan çerçevesinde bir araya getirmiş. Kitabı okurken komploculuğun gündemdeki olaylarla ilgili yalan yanlış açıklamalar yapmaya çalışmaktan öte bir dünya görüşü olduğu iyice belirgin bir hâle geliyor. 'Komplo teorileri'ni çeşitli mistik grupların siyaseti yorumlayış biçimleri olarak algılamak gerekiyor.
Jim Marrs tam da bu tanıma uyan çok renkli bir kişilik. Belki bu yüzden tanıtımı da bir hayli renkli. Kitabın arka sayfasında "New York Times'ın çok satan yazarlarından" diye bir bilgi veriliyor. New York Times'ın bir gazete olduğu düşünülürse Marrs'ın nasıl olup da bir gazetenin en çok satan yazarı olabileceği sorusu kafa karıştırıyor. Başka bir kitabından: "JFK' filminin senaryosu hazırlanırken yararlanılmış ama asıl uzmanlık alanı UFO"lar. İnternetteki kişisel sayfası uçan dairelerle ilgili bir kliple açılıyor. Marrs'ın uzaydan gelenlerle ilgili henüz dilimize çevrilmemiş bir kitabı da bulunuyor. Uzaylılardan haber gelmediğinde Tapınak Muhafızları'nın son durumu ile ilgili bilgiler veriyor.

Uzaylılar ve devrimler
Marrs kitabının başında CFR, Bildenbergler gibi gizli örgütlerin varlığından ve bunların gücünden bahsediyor. İnsanın aklına 'Ne var bunda?' sorusu gelebilir. Bu türden örgütlenmelerin varlığı ve emperyalist politikaların belirlenmesinde bir rolleri olduğu biliniyor. Ama Marrs bir doğrudan bir histeri çıkartarak 'komplo teorileri'nin malumun abartılmasından çok daha başka bir şey olduğunu gösteriyor. Ona göre bu gizli örgütlerin amaçları bir dünya hükümeti kurmaktır. Söz konusu amacın kökeni masonluk, İlluminati gibi örgütlere dayanıyor. Günümüzdeki küreselleşme, ulusal devletlerin küresel bir yönetim için tasfiyesi ve 'Yeni Dünya Düzeni' gibi olgular aslında bu gizli örgütlerin yüzlerce yıl süren çabalarının sonucu meydana gelmiştir.
Marrs'a göre yeryüzündeki bütün devrim, savaş ve çatışmaların ardında bu örgütler bulunmaktadır. Söz konusu komplo örgütlerinin kökeni tarih boyunca faaliyet göstermiş kadim gizli örgütlere dayanıyor. Bu geleneği Doğu'da tanıştıkları İsmaililer gibi Batınî akımlardan alarak Avrupa'ya getirenler Tapınak Şövalyeleri'dir. Bu örgüt üs olarak kullandığı Süleyman Tapınağı'nda bulduğu belgeler ve kanıtlar sayesinde İsa Peygamber'in soyunun yaşadığını ve buna benzer gizli bilgileri öğrenmiştir. Örgütün gücünden ve elindeki sırlardan ürken Vatikan ise Fransız Kralı IV. Philip'in de yardımıyla Tapınak Şövalyeleri'ni yok etmeye çalışıyor. Ama Tapınak Şövalyeleri, İskoçya'ya kaçıp burada masonların arasında saklanıyor. Yine bu gelenek tarafından oluşturulan İlluminati de aynı yolu izliyor. Her ikisi de girdikleri örgütleri bir süre sonra ele geçiriyor ve Vatikan'dan intikamlarını almak için uğraşıyorlar. Fransız ve Amerikan Devrimleri masonların bu uğraşları neticesinde gerçekleşiyor. Aynı örgütler Birinci Dünya Savaşı'nda ve Ekim Devrimi'nde de büyük rol oynuyorlar. Marrs'a kül yutturmak mümkün değildir. Komünistlerin amaçlarının İlluminati ve masonluğun amaçlarıyla örtüştüğünü hemen anlıyor. Ona göre Karl Marx, İlluminati üyesidir, CFR'de Lenin'i desteklemektedir. Bu kadarla kalsa iyi. Naziler de aslında bu gizli örgütlerin planları sonucunda başa geçmişlerdir.
İş bütün bu fesat yuvalarının peşinde olduğu büyük sırrı açıklamaya geldiğinde artık Marrs'ı tutmak mümkün değildir. Bu noktadan sonra yazarın söyledikleri siyasetten çok tıbbı ilgilendiriyor. Ona göre heretik bir Musevi olan İsa söz konusu bilginin en azından bir bölümüne sahiptir. Bu bilgi Sümer mitolojisinde gizlidir. Marrs'a göre Güneş sisteminde şimdiye kadar görülmemiş bir başka gezegen daha vardır. Mayaların da bildiği bu gezegene Sümerler Nibiru, Babilliler ise Marduk demektedirler. Günümüz astronomlarının ellerindeki bütün imkânlara rağmen göremedikleri için bir şey diyemedikleri bu gezegenin sakinleri binlerce yıl önce dünya üzerindeki canlıların DNA'larıyla oynayarak insanı yaratmışlardır. Her 3600 küsur senede bir dünyaya yaklaşarak 'Nuh Tufanı' gibi büyük doğal afetlere yol açan Marduk en son marifetlerini İ.Ö. 1649'da göstermiştir. 2012 yılında Marduk tekrar dünyaya yaklaşacak ve olanlar olacaktır.
Bu müthiş bilgiyi başta Vatikan olmak üzere kurumsallaşmış dinlerin otoriteleri ile ABD de bilmekte ve bir paniğe yol açmamak için bunları gizli tutmaktadır. ABD bu 'büyük kaos'ta açıkta kalmamak için şimdiden su ve enerji kaynaklarını ele geçirerek 'Yeni Dünya Düzeni' projesini gündeme getirmiştir. Beyaz Saray'daki Evangelistlerin ve Yahudilerin ittifakı bu yüzdendir. Irak'taki müze talanının nedeni de aslında konu ile ilgili mistik belgelerin ABD tarafından toplanmak istenmesidir.

Komploculuk ve sistem
Gizli Dünya İmparatorluğu sayesinde birkaç şeyi birden anlamak mümkün hâle geliyor. Birincisi, komplo teorileri, ülkemiz basınında çokça iddia edildiği gibi bizlere ve diğer Doğulu toplumlara has şeyler değildirler. Hemen hepsi Batı'da üretiliyor ve büyük bir rağbet görüyorlar. Bizdekiler daha çok ikinci el çalışmalardır. Nitekim Marrs'ın kitabını okurken son birkaç yıldır bizde de piyasaya sürülen tuhaflıkların asıl kaynağı ortaya çıkıyor. İkincisi; komplo teorileri aslında eleştiri adı altında sistemin değişmezliğini propaganda ediyorlar. Marrs'a göre sınıf ayrımlarını bile kasıtlı olarak sürdüren gizli örgütler o kadar güçlüdürler ki sisteme muhalefet bile onlar tarafından pompalanmaktadır. Dolayısıyla sistemi değiştirmek mümkün değildir. Eğer dünya üzerinde neredeyse bütün teknolojik gelişmeler ve siyasal hareketlenmeler uzaylılarla gizli örgütlerden oluşan bir şer cephesi tarafından yönetiliyorsa, bu durumdan mağdur ve mustarip insanlara düşen şanslarına küsmektir. Zaten niye karşı çıkılsın ki? ABD emperyalist emelleri yüzünden değilde ileride oluşabilecek bir kaosu engellemek gibi ulvi bir amaçla işgallere girişiyorsa buna karşı çıkmanın mantıklı bir tarafı yoktur. Ama Marrs gibilerle tartışırken mantığa başvurmanın pratik bir yararı yok gibi görünüyor.

Haluk Hepkon



Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »