Seyirci bir filme neden gider?
En vahimi: Seyirci neden bu filme gelecek?
Seyirci dünyanın en güzel köşkünde tuvalete gidecek olan kişidir. Onu tek ilgilendiren kendi ihtiyacıdır
sıkıştığında estetik değerler umrunda bile olmaz.
O yüzden zorunludur bu soruların yanıtlanması. Bayağı ve onur kırıcı olduklarını biliyorum
çok da sıkıcılar ama yaşam kurtarırlar. Sinema tarihi aynı zamanda
bu soruları zamanında sormamış ya da doğru karşılıkları bulamamış senaristler mezarlığıdır. Kendileriyle birlikte kimi yönetmen ve yapımcıları da sürüklemiş olmaları neyi değiştirir: ölüler yalnızdır.
Şeytan ayrıntıda gizli
Şimdi biraz daha derine inip ve filmlerin üzerine kurulduğu
hikaye anlatımında yardımcı
küçük destek noktalarına göz atalım.
Bunca zaman sonra ressamların hâlâ çiçek resmi yapmaları gibi yazarlar da hâlâ dedektif hikayeleri
korku ya da aşk romanları yazıyorlar ve aynı şekilde sinemacılar hâlâ aynı beş altı hikayeyi çekiyorlar. Ama yine de hâlâ karıştırarak
birleştirerek ya da değiş tokuş ederek sanat eserleri yaratılıyor: bütün mainstream filmlerin
düzenli aralıklarla meydana gelen belli başlı izlek noktalarıyla bir başlangıcı
ortası ve sonu olmasına rağmen
bu babadan kalma eski hikayelere çeki düzen vermenin çeşitli yolları var. İşte bu nedenle senaryo yazarları ve yönetmenler
karakterleri seyredenlerin gözünde ete kemiğe büründürmek
sinema dünyasını inandırıcı yapmak
boşluktaki noktaları ve kişisel çıkmazları sonuca bağlamak ve böylece filmin sonunu daha tatmin edici kılmak için tasarlanmış hikaye anlatma teknikleri kullanırlar.
Başka bir deyişle
her karakterin kendi hikayesi olur ve bu hikayeler
filmin sonunu önceden sezdiren
hepimizin istediği gibi özenle dokunmuş bir çözülme sağlamak için asıl hikayeye bağlanır.
Önceden sezdirme
"Goldfinger"da filmin Fort Knox sonunu daha etkileyici hale getirmek için önceden sezdirme yöntemi kullanılır. Giriş bölümünde 007
gizlice bir ooooo imalathanesine girdiğinde "iş üzerindeyken" saldırıya uğrar. Bunun üzerine saldırganı küvete fırlatır ve elektrikli bir ısıtıcıyı küvete sokarak adamı öldürür. Şimdi golf klübündeki sahneye atlayalım. Goldfinger
007'yi uyarmak için Oddjob'ın çelik kenarlı zarif şapkasını fırlatarak bir heykelin kafasını uçurmasını sağlar.
James ile Oddjob'ın bir sonraki karşılaşmalarında şapka gerçekten önemli rol oynar. Oddjob
ölen altın kızın intikam peşindeki kızkardeşi Tilly Masterson'ı
şapkasıyla boynunu kırarak öldürür. Fort Knox düğüm noktasına doğru ilerlerken
Oddjob
şapkasını bu kez James Bond'a fırlatır ama Bond aniden eğilince şapka demir parmaklıklar arasına sıkışır. Oddjob
şapkasını almaya gittiğinde James
kopuk bir elektrik kablosunu yakalayıp demir parmaklıklara değdirir ve böylece saldırgana elektrik verir. Filmin sonundaki bütün unsurlar -şapka
Oddjob'ın boyun kesme peşinde olduğu
elektrik kablosunun yaratıcı kullanımı- daha önce üstü kapalı biçimde filmde ima edilmiş ve böylece sonuç seyirci için daha tatmin edici hale getirilmişti.
"Goldfinger"daki önceden sezdirme oldukça gizli kapaklıdır
yani "Top Gun"daki açık sezdirmeye benzemez. Böylece ortaya
hem sonu kolaylıkla tahmin edilebilen eğlenceli bir film hem de bu sayfada kullanmak için ideal bir örnek çıkmış olur.
Açılış sahnesi. Maverick (Tom Cruise) ve Cougar
tek başına sanarak yolunu kestikleri MiG uçağın tek başına olmadığını
yanında bir uçağın daha olduğunu farkederler.
Ne ekersen onu biçersin
Maverick
Top gun okuluna gider ve orada
çektiği numaralara ve kuleye çok yaklaşarak yaptığı fiyakalı uçuşlarına rağmen Iceman'in (Val Kilmer) arkasından ikinci olur. Mav ile Goose'un kullandıkları F-14 Ice'ın jetinin arkasında bıraktığı ateşe yakalanır. Mav
uçuş arkadaşı Goose'u kaybettikten sonra depresyona girer ve deli gibi içmeye başlar.
Filmin zirve noktasındaki kapışma sahnesinde bütün bu olaylar yer alır. Sürpriz; beklenenden daha fazla MiG uçağı vardır. Maverick kafayı bulur. Birinin jetinden çıkan ateşe tutulur. Ortağını bırakmayı reddeder. Yeniden fren numarasını yapar. Hatta sonunda
Kelly McGillis'le karşılaşmak üzere yere inmeden önce yine kuleye çok yakın uçarak kontrol kulesindeki adamın kahvesini döker.
Sinemada hikaye anlatımını destekleyen faktörlerden bir diğerini
"backstory"yi barındırması açısından da aynı derecede iyi bir örnek
"Top Gun". Önceden
Mav'in ailesinin orduda pek de iyi bir ismi olmadığını öğreniriz.
Goose öldüğünde
Viper Mav'e babasıyla ilgili gerçeği söyler. Gelmiş geçmiş en zorlu çatışmalardan biri sırasında babasının F-4'ü hasar görmüş
fakat baba Mav
geri dönmek yerine üç arkadaşının hayatını kurtarmak için kalmıştır. Çatışma
haritaya göre yanlış bir hava sahasında gerçekleştiğinden askeriye
adamın cesaretini asla takdir edememiştir.
İyi kullanıldığında "backstory" gerçekten bir filmi zenginleştirebilir. En iyi sinemacılar
karakterlerin kendi hikayelerinin de en az filmdeki ana aksiyon kadar iyi olmasını sağlamaya çalışırlar. "Rezervuar Köpekleri"nde Tarantino
karakterlerin hikayelerini flashback'lerle anlatır. Böylece
ana aksiyonun yanısıra Beyaz'ın
Sarı'nın
Turuncu'nun hikayelerini de ortaya koyar. "Top Gun"a göre alışılmışın çok daha dışında bir yöntemle.
Spielberg de bunu yapar. "Indiana Jones And The Last Crusade"in açılışında Genç Indy'nin (River Phoenix) hikayesini anlatarak Indy ile babası arasındaki ilişkiyi oturtmakla kalmaz ayrıca Indiana'nın köpeğinin adı olduğunu açıklar ve kahramanı tanımlayan
karakteriyle ilgili dört unsuru ortaya koyar: kamçı
şapka
çenesindeki yara ve yılan korkusu.
Karakter özellikleri ve bunların bir şekilde olaya bağlanışı
hikaye anlatmada kullanılan bir başka yöntem. Karakter özellikleri filmlerde sık sık önemli dönüm noktaları haline gelir. Tabii bu genellikle o kadar kötü yapılır ki sonraki sahneyi önceden tahmin ettirmekten başka işe yaramaz. Yükseklik korkusu mu var? O zaman çatıda geçecek bir sahne beklersiniz. "Goldeneye"da
filmin başından itibaren Rus bilgisayar kurdu Boris'in tükenmez kalemini açıp kapamak gibi bir tiki olduğunu biliriz. Küçücük bir ayrıntı
hikayede kocaman bir dönüm noktası. Filmin sonunda Boris
farkında olmadan 007'nin patlayan tükenmez kalemini eline alır ve öylesine açıp kapamaya başlar. Biz
tıpkı James gibi kalemin her an patlayabileceğinin farkındayızdır; ki zaten patlar.
Şimdi
"Goldeneye"daki bomba-kalem numarası işe yarar çünkü biz olayları Bond'un bakış açısından görürüz. Bakış açısı temelde hikaye anlatımını etkileyen en önemli şeylerden biridir. Seyircinin filmde olanları nasıl anlayacağını
kiminle aynı tarafta hissedeceğini ve ne bileceğini belirler. Çoğu filmde seyirci her şeyi bir ya da iki ana karakterin bakış açısından görür ve genellikle bu karakterlerle özdeşleşir.
Örneğin "Deliverance"ta her şeyi dört çocuğun bakışıyla görür ve onlarla özdeşleşirsiniz. "Sıkı Dostlar"da filmin başından sonuna kadar Henry Hill'le birliktesinizdir ve dolayısıyla Henry'nin gözündeki Jimmy Conway'i ve Tommy DeVito'yu tanırsınız. Tıpkı
kötü adam Sarı'nın gözündeki Beyaz'ı ve Turuncu'yu tanıdığınız gibi... Bu karakterlerin hepsi suçludur ama olayları belli karakterlerin bulunduğu noktadan gördüğümüz için onlardan yanayızdır. "Ucuz Roman"ın çabuk çabuk konuşan katilleri Jules ve Vincent'tan yana olduğumuz gibi...
Mainstream filmlerden herhangi birine baktığınızda
hem olayları belli karakterlerin gözünden izlediğimizi hem de bu karakterlerin filmin sonraki aşamalarında ortaya çıkacak aksiyonu önceleyen kendi hikayeleri olduğunu görürsünüz.
DÖNÜM NOKTASI: FARKLI KARAKTERLER FARKLI BAKIŞ AÇILARI
Zaman zaman
bize daha az bilgi sunan ve kurallara uymayan filmlerle karşılaşırız. Bu iddialı çıkışlar başarılı olduklarında bizi çok daha tatmin eden bir film seyretmiş oluruz. "Ucuz Roman"
değişik zamanlarda değişik karakterlerin bakış açılarıyla hikayeyi keserek bakış açısıyla ilgili kuralı defalarca bozar. "Evet
herkes sakin olsun. Bu bir soygundur." sahnesiyle film
hırsızların bakış açısından başlar. Filmin sonunda aynı sahneyi bu kez Jules ve Vincent'ın gözünden izleriz. Aynı şekilde
tuvaletteki çocuğun Jules ile Vincent'ın
arkadaşlarını öldürdüğünü duyduğu sahneyi önce öldürenlerin sonra çocuğun gözünden izleriz. Film boyunca
ana hikayedeki asıl karakterlerin yan hikayelerde ikinci dereceden karakterlere dönüştüklerini görürüz. "Ucuz Roman"ın belli başlı bütün bölümlerinde bu tekrarlanır. Tabii bu riskli bir yöntemdir. 1991 yılındaki "Slacker"ın hikayesi gibi
karakterlerden hiçbiriyle özdeşleşemediğiniz
konudan konuya atlayan
darmadağınık bir hikaye de çıkabilir ortaya. Böylesine karmaşık dönüşleri kolay anlaşılır hale getirmek de Tarantino'nun başarısı.
1. Vincent ve Jules'un Big Kahuna Burger yiyenleri infaz edişleri iki kez gösterilir.
2. Soygun
hem dikkat çekici bir açılış sahnesidir...
3. Sem de açıkta kalan uçları bağlama ve birçok hikayeyi birleştirmek için yeterince etkili bir son.
4. Vincent
hem Butch'un hikayesinde hem barda hem de boksörün dairesinde iki kere görülür.
ALINTI
Seyirci dünyanın en güzel köşkünde tuvalete gidecek olan kişidir. Onu tek ilgilendiren kendi ihtiyacıdır
sıkıştığında estetik değerler umrunda bile olmaz.O yüzden zorunludur bu soruların yanıtlanması. Bayağı ve onur kırıcı olduklarını biliyorum
çok da sıkıcılar ama yaşam kurtarırlar. Sinema tarihi aynı zamanda
bu soruları zamanında sormamış ya da doğru karşılıkları bulamamış senaristler mezarlığıdır. Kendileriyle birlikte kimi yönetmen ve yapımcıları da sürüklemiş olmaları neyi değiştirir: ölüler yalnızdır.Şeytan ayrıntıda gizli
Şimdi biraz daha derine inip ve filmlerin üzerine kurulduğu
hikaye anlatımında yardımcı
küçük destek noktalarına göz atalım.Bunca zaman sonra ressamların hâlâ çiçek resmi yapmaları gibi yazarlar da hâlâ dedektif hikayeleri
korku ya da aşk romanları yazıyorlar ve aynı şekilde sinemacılar hâlâ aynı beş altı hikayeyi çekiyorlar. Ama yine de hâlâ karıştırarak
birleştirerek ya da değiş tokuş ederek sanat eserleri yaratılıyor: bütün mainstream filmlerin
düzenli aralıklarla meydana gelen belli başlı izlek noktalarıyla bir başlangıcı
ortası ve sonu olmasına rağmen
bu babadan kalma eski hikayelere çeki düzen vermenin çeşitli yolları var. İşte bu nedenle senaryo yazarları ve yönetmenler
karakterleri seyredenlerin gözünde ete kemiğe büründürmek
sinema dünyasını inandırıcı yapmak
boşluktaki noktaları ve kişisel çıkmazları sonuca bağlamak ve böylece filmin sonunu daha tatmin edici kılmak için tasarlanmış hikaye anlatma teknikleri kullanırlar.Başka bir deyişle
her karakterin kendi hikayesi olur ve bu hikayeler
filmin sonunu önceden sezdiren
hepimizin istediği gibi özenle dokunmuş bir çözülme sağlamak için asıl hikayeye bağlanır.Önceden sezdirme
"Goldfinger"da filmin Fort Knox sonunu daha etkileyici hale getirmek için önceden sezdirme yöntemi kullanılır. Giriş bölümünde 007
gizlice bir ooooo imalathanesine girdiğinde "iş üzerindeyken" saldırıya uğrar. Bunun üzerine saldırganı küvete fırlatır ve elektrikli bir ısıtıcıyı küvete sokarak adamı öldürür. Şimdi golf klübündeki sahneye atlayalım. Goldfinger
007'yi uyarmak için Oddjob'ın çelik kenarlı zarif şapkasını fırlatarak bir heykelin kafasını uçurmasını sağlar.James ile Oddjob'ın bir sonraki karşılaşmalarında şapka gerçekten önemli rol oynar. Oddjob
ölen altın kızın intikam peşindeki kızkardeşi Tilly Masterson'ı
şapkasıyla boynunu kırarak öldürür. Fort Knox düğüm noktasına doğru ilerlerken
Oddjob
şapkasını bu kez James Bond'a fırlatır ama Bond aniden eğilince şapka demir parmaklıklar arasına sıkışır. Oddjob
şapkasını almaya gittiğinde James
kopuk bir elektrik kablosunu yakalayıp demir parmaklıklara değdirir ve böylece saldırgana elektrik verir. Filmin sonundaki bütün unsurlar -şapka
Oddjob'ın boyun kesme peşinde olduğu
elektrik kablosunun yaratıcı kullanımı- daha önce üstü kapalı biçimde filmde ima edilmiş ve böylece sonuç seyirci için daha tatmin edici hale getirilmişti."Goldfinger"daki önceden sezdirme oldukça gizli kapaklıdır
yani "Top Gun"daki açık sezdirmeye benzemez. Böylece ortaya
hem sonu kolaylıkla tahmin edilebilen eğlenceli bir film hem de bu sayfada kullanmak için ideal bir örnek çıkmış olur.Açılış sahnesi. Maverick (Tom Cruise) ve Cougar
tek başına sanarak yolunu kestikleri MiG uçağın tek başına olmadığını
yanında bir uçağın daha olduğunu farkederler.Ne ekersen onu biçersin
Maverick
Top gun okuluna gider ve orada
çektiği numaralara ve kuleye çok yaklaşarak yaptığı fiyakalı uçuşlarına rağmen Iceman'in (Val Kilmer) arkasından ikinci olur. Mav ile Goose'un kullandıkları F-14 Ice'ın jetinin arkasında bıraktığı ateşe yakalanır. Mav
uçuş arkadaşı Goose'u kaybettikten sonra depresyona girer ve deli gibi içmeye başlar.Filmin zirve noktasındaki kapışma sahnesinde bütün bu olaylar yer alır. Sürpriz; beklenenden daha fazla MiG uçağı vardır. Maverick kafayı bulur. Birinin jetinden çıkan ateşe tutulur. Ortağını bırakmayı reddeder. Yeniden fren numarasını yapar. Hatta sonunda
Kelly McGillis'le karşılaşmak üzere yere inmeden önce yine kuleye çok yakın uçarak kontrol kulesindeki adamın kahvesini döker.Sinemada hikaye anlatımını destekleyen faktörlerden bir diğerini
"backstory"yi barındırması açısından da aynı derecede iyi bir örnek
"Top Gun". Önceden
Mav'in ailesinin orduda pek de iyi bir ismi olmadığını öğreniriz.Goose öldüğünde
Viper Mav'e babasıyla ilgili gerçeği söyler. Gelmiş geçmiş en zorlu çatışmalardan biri sırasında babasının F-4'ü hasar görmüş
fakat baba Mav
geri dönmek yerine üç arkadaşının hayatını kurtarmak için kalmıştır. Çatışma
haritaya göre yanlış bir hava sahasında gerçekleştiğinden askeriye
adamın cesaretini asla takdir edememiştir.İyi kullanıldığında "backstory" gerçekten bir filmi zenginleştirebilir. En iyi sinemacılar
karakterlerin kendi hikayelerinin de en az filmdeki ana aksiyon kadar iyi olmasını sağlamaya çalışırlar. "Rezervuar Köpekleri"nde Tarantino
karakterlerin hikayelerini flashback'lerle anlatır. Böylece
ana aksiyonun yanısıra Beyaz'ın
Sarı'nın
Turuncu'nun hikayelerini de ortaya koyar. "Top Gun"a göre alışılmışın çok daha dışında bir yöntemle.Spielberg de bunu yapar. "Indiana Jones And The Last Crusade"in açılışında Genç Indy'nin (River Phoenix) hikayesini anlatarak Indy ile babası arasındaki ilişkiyi oturtmakla kalmaz ayrıca Indiana'nın köpeğinin adı olduğunu açıklar ve kahramanı tanımlayan
karakteriyle ilgili dört unsuru ortaya koyar: kamçı
şapka
çenesindeki yara ve yılan korkusu.Karakter özellikleri ve bunların bir şekilde olaya bağlanışı
hikaye anlatmada kullanılan bir başka yöntem. Karakter özellikleri filmlerde sık sık önemli dönüm noktaları haline gelir. Tabii bu genellikle o kadar kötü yapılır ki sonraki sahneyi önceden tahmin ettirmekten başka işe yaramaz. Yükseklik korkusu mu var? O zaman çatıda geçecek bir sahne beklersiniz. "Goldeneye"da
filmin başından itibaren Rus bilgisayar kurdu Boris'in tükenmez kalemini açıp kapamak gibi bir tiki olduğunu biliriz. Küçücük bir ayrıntı
hikayede kocaman bir dönüm noktası. Filmin sonunda Boris
farkında olmadan 007'nin patlayan tükenmez kalemini eline alır ve öylesine açıp kapamaya başlar. Biz
tıpkı James gibi kalemin her an patlayabileceğinin farkındayızdır; ki zaten patlar.Şimdi
"Goldeneye"daki bomba-kalem numarası işe yarar çünkü biz olayları Bond'un bakış açısından görürüz. Bakış açısı temelde hikaye anlatımını etkileyen en önemli şeylerden biridir. Seyircinin filmde olanları nasıl anlayacağını
kiminle aynı tarafta hissedeceğini ve ne bileceğini belirler. Çoğu filmde seyirci her şeyi bir ya da iki ana karakterin bakış açısından görür ve genellikle bu karakterlerle özdeşleşir.Örneğin "Deliverance"ta her şeyi dört çocuğun bakışıyla görür ve onlarla özdeşleşirsiniz. "Sıkı Dostlar"da filmin başından sonuna kadar Henry Hill'le birliktesinizdir ve dolayısıyla Henry'nin gözündeki Jimmy Conway'i ve Tommy DeVito'yu tanırsınız. Tıpkı
kötü adam Sarı'nın gözündeki Beyaz'ı ve Turuncu'yu tanıdığınız gibi... Bu karakterlerin hepsi suçludur ama olayları belli karakterlerin bulunduğu noktadan gördüğümüz için onlardan yanayızdır. "Ucuz Roman"ın çabuk çabuk konuşan katilleri Jules ve Vincent'tan yana olduğumuz gibi...Mainstream filmlerden herhangi birine baktığınızda
hem olayları belli karakterlerin gözünden izlediğimizi hem de bu karakterlerin filmin sonraki aşamalarında ortaya çıkacak aksiyonu önceleyen kendi hikayeleri olduğunu görürsünüz.DÖNÜM NOKTASI: FARKLI KARAKTERLER FARKLI BAKIŞ AÇILARI
Zaman zaman
bize daha az bilgi sunan ve kurallara uymayan filmlerle karşılaşırız. Bu iddialı çıkışlar başarılı olduklarında bizi çok daha tatmin eden bir film seyretmiş oluruz. "Ucuz Roman"
değişik zamanlarda değişik karakterlerin bakış açılarıyla hikayeyi keserek bakış açısıyla ilgili kuralı defalarca bozar. "Evet
herkes sakin olsun. Bu bir soygundur." sahnesiyle film
hırsızların bakış açısından başlar. Filmin sonunda aynı sahneyi bu kez Jules ve Vincent'ın gözünden izleriz. Aynı şekilde
tuvaletteki çocuğun Jules ile Vincent'ın
arkadaşlarını öldürdüğünü duyduğu sahneyi önce öldürenlerin sonra çocuğun gözünden izleriz. Film boyunca
ana hikayedeki asıl karakterlerin yan hikayelerde ikinci dereceden karakterlere dönüştüklerini görürüz. "Ucuz Roman"ın belli başlı bütün bölümlerinde bu tekrarlanır. Tabii bu riskli bir yöntemdir. 1991 yılındaki "Slacker"ın hikayesi gibi
karakterlerden hiçbiriyle özdeşleşemediğiniz
konudan konuya atlayan
darmadağınık bir hikaye de çıkabilir ortaya. Böylesine karmaşık dönüşleri kolay anlaşılır hale getirmek de Tarantino'nun başarısı.1. Vincent ve Jules'un Big Kahuna Burger yiyenleri infaz edişleri iki kez gösterilir.
2. Soygun
hem dikkat çekici bir açılış sahnesidir...3. Sem de açıkta kalan uçları bağlama ve birçok hikayeyi birleştirmek için yeterince etkili bir son.
4. Vincent
hem Butch'un hikayesinde hem barda hem de boksörün dairesinde iki kere görülür.ALINTI
0 yorum yazılmıştır