Demenza - Delilik gecici, pısmanlık kalıcıdır

23/4/2007

Uyanan Ejderha -Çin (1. Bolum )


Çin efsanelerinde, yedi farklı hayvanın özelliklerini kendinde toplamış olan ejderha, gücün, kuvvetin, şansın ve mutluluğun simgesi.

İmparatorun gücünü de simgeliyor.

İmparatorun, ejderhanın oğlu olduğuna inanılıyor.

Yeşim taşından yapılmış ejderhanın oğlu motifli bileziklerin insanı kötülüklerden koruduğuna inanılıyor.

Onbeşinci yüzyılda inşa edilmiş olan Yasak Kent'i, imparatorun sarayını gezerken, eşim hemen bir tane bu bileziklerden alıp koluna takıyor.

Çinliler, tarih ile ticareti, kültür ile alış verişi bütünleştirmeyi çok iyi becermişler.

Her kültürel ve tarihsel alanda müthiş bir ticaret var.

Yine imparatorun simgesi olan aslan heykelleriyle, ejderha motifleri ve heykelleri her yerde.(Aslan ve Ejderha her yerde. Meydanlarda, saraylarda, çatılarda.)

Çin aslında dev bir ejderha.

Nüfusu Türkiye'nin nüfusunun yaklaşık yirmi katı; 1,3 milyar tahmin ediliyor.

Yüzölçümü Türkiye'ninkinin oniki katından fazla; 9 küsur milyon kilometrekare.

Yani Anadolu Kaplanlarının ülkesinden yaklaşık oniki kat daha büyük ve yaklaşık yirmi kat daha kalabalık bir ejderha ülkeden söz ediyoruz.


3 Dolara Marka Saat Nasıl Satılır?

Köylülük ile kentliliğin, tarım kültürü ile endüstri kültürünün birlikte, aynı anda yaşadığı ülke olarak Türkiye'nin en iyi örnek olduğunu sanırdım.

Çin'i görünce yanıldığımı anladım.

Çin, Türkiye'den daha hızlı bir dönüşüm süreci yaşıyor.

Üstelik bir ejderhanın büyüklüğü ve gücü, ona inanılmaz sentezler yapma olanağı sunmuş.

Son derece ucuz insan gücü ve ithal teknolojiyi taklit edebilme yeteneği birleşince, en ünlü saat markalarının birebir taklitlerini 3 Amerikan Doları taban fiyatına satın almanız olanaklı.

Tabii size 3 dolarlık saatin 30 dolarlık açış fiyatı ile sunulduğuna dikkat etmeniz gerek.

İlerde ayrıntılı olarak anlatacağım gibi, geleneksel Çin ticaret davranışı "pazarlık" üzerine kurulu.

Pazarlığı büyük bir keyifle ve adeta bir seremoni gibi uyguluyorlar; sizin de bu seremoniye uymanızı bekliyorlar.

Zaten uymazsanız, yediğiniz kazık büyük oluyor.

Ama yine de özellikle saat ve hediyelik eşyada fiyatlar o kadar ucuz ki, alabileceğiniz fiyatın on katı kazık da yeseniz, zararınız yirmi-otuz doları geçmiyor, çünkü zaten aldığınız mala ödediğiniz fiyat o kadar.

Pazarlık seremonisini ilerde anlatacağım ama, burada vurgulamak istediğim nokta, bir İsviçre saatini bire bir üretebilecek aşamaya ulaşmış bir endüstriyel gücün, taklit aşamasında kalması ve onu inanılmaz bir pazarlık süreci ile tam bir geleneksel köylü davranışı çerçevesinde satışa sunması.

İşte köylülükten kentliliğe, tarımdan endüstriye dönüşümün çok hızlı olması ve çok büyük bir nüfusu kapsaması böyle ilginç sentezler yaratmış.

Çinliler dünyayı çok iyi izliyor.

Küresel marka bağımlığını çok iyi teşhis etmişler.

Küresel marka bağımlılığı ile Çin Ejderhası birleşince size 30 dolara satılmaya çalışılan 3 dolarlık taklit İsviçre saatleri ortaya çıkmış.


Rachel, Alfred, Yücel, Heidi İsimli Çinliler

Çin Havayolları ve Türk Havayollarının ortak uçuşuyla geceyarısı İstanbul'dan kalkıp ertesi gün öğleyin Pekin'e iniyoruz.

Çinliler Pekin'e Beijing diyorlar; belki bizim de öyle dememiz gerek ama ben bu yazıda geleneksel tutumumuzu sürdürüp Pekin diyeceğim.

Pekin, İstanbul'dan beş saat ilerde.

Uçuş süresi yaklaşık dokuz saat, beş saat daha ekleyin buna, saat 14 gibi Pekin'deyiz.

Havaalanında bizi Kültür Bakanlığı Dış Kültürel İlişkiler Bürosu'na bağlı, Uluslararası Kültürel Değişim Merkezi'nden Rachel Zhengxia karşılıyor.

Rachel, 26 yaşında, İngiliz Dili mezunu, Pekin'de tek başına oturan, ama hasta olan emekli anne-babasını da yaşadıkları kentten yanına getirtmiş ve onların da sorumluğunu üstlenmiş aydınlık, hanımefendi, sakin ama çok becerikli bir genç.

İsmindeki Rachel bizi şaşırtıyor.

"Bu benim Avrupalı ismim" diyor. (Çin seddinde Rachel ve Bilgi. Kilometrelerce uzanan bir savunma duvarı.) Sonradan, pek çok Çinli'in özellikle de yabancılarla sürekli temas etmeyi gerektiren işler yapanların, kendilerine birer Avrupalı isim seçtiğini öğreniyoruz.

Bu arada kendisine Türk ismi seçenler olduğunu da hemen belirtmeliyim.

Bu isimlerin bir yararı da elektronik posta adreslerinde kolaylık sağlaması.

Örneğin Şanghay'daki mahalli rehberimiz kendisine Heidi ismini seçmiş.

Sian'daki (Xian yazılıyor) Turizm Geliştirme Bürosu'nun İş Hayatını Destekleme Bölümü Başkanı Zhang Qiang, Alfred adını almış.

Pekin'de Kültür Bakanlığı'nın Dış İlişkiler Bürosu'nun Türkiye'yi de kapsayan Batı Asya ve Kuzey Afrika Bölümü Müdür Yardımcısı Yu Jian ise kendine Yücel isimi yakıştırmış, bunu elektronik posta adresinde de jianyucel olarak kullanıyor.

Çinliler değişen ülke ve dünya koşullarına uyum sağlamakta çok hızlı ve başarılılar.

Bu nedenle, köylü-tarım nüfusundan, kenti-endüstriyel bir topluma dönüşmeleri, muazzam nüfuslarına ve büyük yüzölçümlerine karşın, çok zaman almayacak.


                                                                                                    Devam edecek.....

Prof.Emre KONGAR




Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »