Demenza - Delilik gecici, pısmanlık kalıcıdır

21/7/2007

Yarın Pazar

Pazar Sabahı


Çocukken Pazar günlerinden nefret ederdim. Çünkü haftanın ilk okul gününe hazırlanmakla geçerdi. Ödevleri kontrol et, banyo yap, üniformaları hazırla ve en güzel filmlerin oynadığı saatte tıpış tıpış yataga git. Zaten TRT yayını ile büyüdüğümüz için, sevdiğimiz ya da sevmediğimiz bir programı seçme şansımız yoktu. Otomatiğe bağlanmış gibiydik. Her Pazar aynı programlar. Sabahları Uçan kaz ya da Voltran, arkasından mutlaka bir Western filmi sonra da bir kelime bir işlem ve sıkıcı maç saatleri. Allahtan babam bir futbol fanatiği değildi. Sevgili eşimin de olmaması bir isabet . Sanırım şanslı bayanlardanım bu konuda. Yıne de Lıverpool'un maclarını ızler. Milli maçlar mutlaka izlenir tabii bizim evde. Galatasaray'ın UEFA kupasını aldığı zaman sülalece iki göz iki çeşme ağladığımızı hiç unutmam mesela. Çocukken hayranlıkla izlediğimiz dizilerin, tekrarlarını şimdi digiturk yayınladığı zaman, bir çoğunu hala hayranlıkla izliyorum. Çok güzeldiler de ondan mı izliyorum dersiniz? Hayır. Mesela eşim beni Alf, Shogun ya da o döneme ait bir dizi seyrederken yakaladığında, şaşkınlığını dile getirerek bana " İnanamıyorum nasıl olur da bunları izliyorsun?" diyor. İzliyorum çünkü o diziler benim için sanırım bir zaman makinesi. Hangi diziyi izlersem, çocukluğumu geçirdiğim o dönemi, hatırlayarak gülümsememe sebep oluyorlar. Yoksa Çarli'nin Meleklerinin popolarını sallayıp, acemice oradan buraya koşuşturmalarını izlemeye bayılmıyorum tabii ki.

Evlendikten ve anne olduktan sonra en sevdiğim gün haline geldi Pazar günleri. Çünkü herkes evde ve paylaşacak çok şey var. Patlayacak hale gelene kadar yapılan Türk usulü kahvaltılar,( eşim İngiliz olmasına rağmen favori mutfaklarından biridir mutfağımız ), dvd de seyredilen bir film, tembellik yapma arzusunun nüksettiği anlarda Anne-baba ve çocuk ekibi olarak yatağa girip birbirini şımartmalar...

Ailenin önemini anne baba olmadan önce kavrayabilen şanslı insanlardanım sanırım. Hani büyüklerimiz hep derler ya "Anne babanın kıymetini, evebeyn olduktan sonra anlarsın" diye. Bu da çok doğru bir laf. Babamın ya da annemin beni uyardıkları zamanlarda, arkalarından söylenmelerine sebep olduğum bir çok şeyi papağan gibi ben kızıma söylüyorum şimdi. Yine de işin güzel kısmı, bunları fark etmeden söylemem sanırım. Demek ki annem ile babam zamanında bana ulaşabilmişler diyorum. Şunu da söylemeden geçemeyeceğim, çocuk yetiştirmek bir sanat.

Pazar günümüze geri dönelim.....

Yatak faslımız bittikten sonra, köpeklerimizi yürüyüşe çıkarıyoruz. Oysa eşimin elinden gelse tuvalete dahi arabayla gidecek. Benim de bu yürüyüşlere bayıldığım söylenemez ama aileden birinin diğerlerini dürtmesi gerekiyor ne de olsa. Bu da çoğu zaman bana düşüyor tabii ki. O yüzden çoğu zaman ister istemez despot durumuna düşüyorum.

Ailelerimizin kıymetini bilelim. İnanın bana sağlıktan sonra sahip olduğunuz en değerli şey aile. Onlara sarılıp, hakettikleri sevgi ve anlayışı sınırsızca verelim.

Herkese iyi pazarlar.


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

1 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: antartika | Tarih: 2007-07-21 21:27:32
    Konu: Pazar günleri
    çocukken ben de Cumartesileri severdim, o zamanlar Cumartesi de yarım gün okula gidilirdi:) şimdiki nesil şanslı...şimdi ise benim için bütün günler aynı...birbirinden farkı yok...bu arada yazından senin hakkında bilmediğim yeni şeyler öğrendim, eşinin İngiliz olduğu mesela...ve de köpeklerin olduğu...onlarla yürüyüşe çıkmak eğlenceli olmalı...kız Türkiye'de koca bulamadın mı? ha ha ha (şaka şaka (kimse ummaz ama ben şakaya bayılırım, hele de böyle konularda...ama kimse bilmez çünkü herkes şaka kaldırmaz diye yapmam, çekinirim ama senin yanlış anlamayacağını hissettim) sevgiyle kal arkadaşım

    :)))))))
    Allah iyiligini versin
    Dunya barisina bir katkimiz olsun dedik :))))))


    Düzenleyen demenza1 gün: 22/7/2007 saat: 07:09

    Bağlantı »

« Önceki :: Sonraki »