Yarın Pazar
Pazar Sabahı
Çocukken
Pazar günlerinden nefret ederdim. Çünkü haftanın ilk okul gününe
hazırlanmakla geçerdi. Ödevleri kontrol et, banyo yap, üniformaları
hazırla ve en güzel filmlerin oynadığı saatte tıpış tıpış yataga git.
Zaten TRT yayını ile büyüdüğümüz için, sevdiğimiz ya da sevmediğimiz
bir programı seçme şansımız yoktu. Otomatiğe bağlanmış gibiydik. Her
Pazar aynı programlar. Sabahları Uçan kaz ya da Voltran, arkasından
mutlaka bir Western filmi sonra da bir kelime bir işlem ve sıkıcı maç
saatleri. Allahtan babam bir futbol fanatiği değildi. Sevgili eşimin de
olmaması bir isabet . Sanırım şanslı bayanlardanım bu konuda. Yıne de
Lıverpool'un maclarını ızler. Milli maçlar mutlaka izlenir tabii bizim
evde. Galatasaray'ın UEFA kupasını aldığı zaman sülalece iki göz iki
çeşme ağladığımızı hiç unutmam mesela. Çocukken hayranlıkla izlediğimiz
dizilerin, tekrarlarını şimdi digiturk yayınladığı zaman, bir çoğunu
hala hayranlıkla izliyorum. Çok güzeldiler de ondan mı izliyorum
dersiniz? Hayır. Mesela eşim beni Alf, Shogun ya da o döneme ait bir
dizi seyrederken yakaladığında, şaşkınlığını dile getirerek bana "
İnanamıyorum nasıl olur da bunları izliyorsun?" diyor. İzliyorum çünkü
o diziler benim için sanırım bir zaman makinesi. Hangi diziyi izlersem,
çocukluğumu geçirdiğim o dönemi, hatırlayarak gülümsememe sebep
oluyorlar. Yoksa Çarli'nin Meleklerinin popolarını sallayıp, acemice
oradan buraya koşuşturmalarını izlemeye bayılmıyorum tabii ki.
Evlendikten
ve anne olduktan sonra en sevdiğim gün haline geldi Pazar günleri.
Çünkü herkes evde ve paylaşacak çok şey var. Patlayacak hale gelene
kadar yapılan Türk usulü kahvaltılar,( eşim İngiliz olmasına rağmen
favori mutfaklarından biridir mutfağımız ), dvd de seyredilen bir film,
tembellik yapma arzusunun nüksettiği anlarda Anne-baba ve çocuk ekibi
olarak yatağa girip birbirini şımartmalar...
Ailenin
önemini anne baba olmadan önce kavrayabilen şanslı insanlardanım
sanırım. Hani büyüklerimiz hep derler ya "Anne babanın kıymetini,
evebeyn olduktan sonra anlarsın" diye. Bu da çok doğru bir laf. Babamın
ya da annemin beni uyardıkları zamanlarda, arkalarından söylenmelerine
sebep olduğum bir çok şeyi papağan gibi ben kızıma söylüyorum şimdi.
Yine de işin güzel kısmı, bunları fark etmeden söylemem sanırım. Demek
ki annem ile babam zamanında bana ulaşabilmişler diyorum. Şunu da
söylemeden geçemeyeceğim, çocuk yetiştirmek bir sanat.
Pazar günümüze geri dönelim.....
Yatak
faslımız bittikten sonra, köpeklerimizi yürüyüşe çıkarıyoruz. Oysa
eşimin elinden gelse tuvalete dahi arabayla gidecek. Benim de bu
yürüyüşlere bayıldığım söylenemez ama aileden birinin diğerlerini
dürtmesi gerekiyor ne de olsa. Bu da çoğu zaman bana düşüyor tabii ki.
O yüzden çoğu zaman ister istemez despot durumuna düşüyorum.
Ailelerimizin
kıymetini bilelim. İnanın bana sağlıktan sonra sahip olduğunuz en
değerli şey aile. Onlara sarılıp, hakettikleri sevgi ve anlayışı
sınırsızca verelim.
Herkese iyi pazarlar.

Konu: Pazar günleri
çocukken ben de Cumartesileri severdim, o zamanlar Cumartesi de yarım gün okula gidilirdi:) şimdiki nesil şanslı...şimdi ise benim için bütün günler aynı...birbirinden farkı yok...bu arada yazından senin hakkında bilmediğim yeni şeyler öğrendim, eşinin İngiliz olduğu mesela...ve de köpeklerin olduğu...onlarla yürüyüşe çıkmak eğlenceli olmalı...kız Türkiye'de koca bulamadın mı? ha ha ha (şaka şaka (kimse ummaz ama ben şakaya bayılırım, hele de böyle konularda...ama kimse bilmez çünkü herkes şaka kaldırmaz diye yapmam, çekinirim ama senin yanlış anlamayacağını hissettim) sevgiyle kal arkadaşım
:)))))))
Allah iyiligini versin
Dunya barisina bir katkimiz olsun dedik :))))))
Düzenleyen demenza1 gün: 22/7/2007 saat: 07:09
Bağlantı »